19 Nisan 2008
Cumartesi sabahıydı, sabahın en erken saatlerinden biriydi;
gün “aydın” olmuştu..

Bir masal-ı şehir
bizi bekliyordu, bu kez yazılacak hikayenin baş karakteri,
Edebiyat Topluluğuydu…
Havalimanına varmış,
yaklaşık bir saat kanatlanmıştık,
İstanbul’la
buluşacaktık, bekliyordu…
İstanbul kimimize ilk
kez, kimimize yeniden “merhaba” diyecekti, iki taraf da heyecanlıydı besbelli!
Evvela değerli usta Kemal
Tahir’i ölümünün 35. yılında yad etmiştik,


Üsküdar’da
Libadiye’de çok değerli dostumuz Arzu’nun davetiyle Marmara
Eğitimciler Derneği Yazarlık Okulu’ndaydık, konuk ise gazeteci-yazar-şair Hilmi
Yavuz idi...

Hilmi Yavuz,
şiir türlerinden ve yazılırken nelere dikkat edilmesi gerektiğinden, neye şiir
deyip neye denmeyeceğinden dem vurmuştu...

20 Nisan 2008
Pazar sabahı yine güneşliydi,
Antalya sıcağı
İstanbul’a da gelmişti…
Bu kez konuk
olduğumuz yer Boğaziçi Üniversitesi idi, evvela büyük destekçimiz
Odeon Tur’un
İstanbul temsilcilerinden Mehmet Bülüç ile mezunu olduğu okulu gezmiştik.

23 Nisan,
erkenden kutlanmaya başlanmıştı Boğaziçi’nde…

“İstanbul’da,
Boğaziçi’nde…

Kapısından girmesi,
kızını zorla everen babaya benzeyen bir yer…
Ve Türkiye’nin tek
tip müzelerinden bir tanesi, İstanbul Oyuncak Müzesi’ndeydik…

Babasından kalma
villayı, içinde yaşamaya razı olmadan topluma açan
Sunay Akın
karşılamıştı bizleri…





Alkım Kitabevi’ndeydik…

21 Nisan 2008
Pazartesi olduğunda ise kahvaltının ardından Topkapı Sarayı’na
gitmiştik…
Koskoca tarihimizin
yattığı yerlerden biriydi ora, her gün yüzlerce ziyaretçisiyle daha da
anlamlandırıyordu kendini, anlatıyordu…




Akşam olduğunda yine Odeon
Tur’dan değerli ağbimiz Mehmet Bülüç’ün misafiri olarak bir
etkinliğe katıldık, Cemal Reşit Rey’deydik…
İstanbul
Üniversiteleri Öğrenci Kulüpleri güçlü bir dayanışma içerisinde konsey
kurmuşlardı, Büyükşehir Belediyesi’nin desteğiyle yeni atılımlara imza
atıyorlardı.

Gecenin
davetlilerinden biri de çok değerli akademisyen-yazar İskender Pala’ydı.
Pala, Edebiyat
Bölümü olmayan bir üniversitede gönüllü olarak kurulan Edebiyat Topluluğumuzu
yürekten kutlamış ve hoş sohbetine sarmıştı bizleri…
Yıldız Teknik, Boğaziçi,
Marmara Üniversiteleri’nden temsilci öğrencilerin yaptığı konuşmaların ardından
inanılmaz bir müzik ve dans ziyafeti sunulmuştu.
Sahnede önce “Neşeli
Günler Kumpanyası”, ardından “Karadeniz Halk Oyunları” ekibi
ve son olarak “Dolapdere
Big Gang”
Cemal Reşit Rey
salonundaki tüm öğrencilere baharın gelişini kutlatmıştı…



22 Nisan 2008 Salı
günü olduğunda ise saat 12.00’de Hıncal Uluç’la randevumuz vardı,
bir kez daha
buluşmuştuk, bu kez biz gitmiştik…

Keyifli dakikalar
geçirdiğimiz Uluç’a sohbetimizin sonunda Evin, bazı kelimelere kelimelerle
karşılıklar istemiş ve şu yanıtları almıştı:
Ben(Hıncal Uluç):
En Büyük!
Anne: Anılar…
Baba: Kocaman…
Kardeş:
Sevgililer…
Barış: Aahh
Ah!
Savaş: Ben
savaşçıyım!
Dost: Nerde?
Az ama var!
Umut: Her
zaman.
Olmazsa olmaz:
Umut.
Aşk: Sondaki
harfi çıkar!

Uluç’un 26
yıllık sekreteri,
çok sevgili insan Yasemin
Sayın’la da sohbet etmiştik…
Sabah Gazetesi’nden
ayrılmadan evvel haberleri sunma işi bu kez
Edebiyat Topluluğuna
verilmişti…



Ortaköy’deki
kumpir sefamıza Metin Uca da eşlik etmişti…
Yemeğin ardından
diğer buluşmalarımız Leyla Umar ve Zülfü Livaneli ile olacaktı, Vatan
Gazetesi’ne doğru yol aldık.
Beş gün boyunca bir
an olsun o güler yüzünü bizlerden esirgemeyen Odeon Tur’un değerli
kaptanı, Cengiz Ağbimizleydik…
Vatan Gazetesi’ne
gelmiştik.
İlk ziyaretimiz,
yılların eskitemediği çok değerli gazeteci-yazar Leyla Umar’aydı…

Umar, o kadar
neşeliydi, o kadar ilgiliydi ki bizlerle, bir defa daha hayran kalmıştık…

Zülfü Livaneli
ile de buluşacağımızı öğrenen Umar, hemen bizlere katıldı, hep birlikte aydın,
apaydın bir insana doğru yöneldik; Livaneli’ye iade-i ziyarette bulunacaktık…
Kapıda bizi hoş
tebessümü ve tanıştığına memnun olan haliyle Züleyha Ortak karşılamıştı,
biz de çok memnun olmuştuk…
Livaneli, her
birimize hasret dolu bakışlarıyla ve yüzünden hiç eksik olmamasını istediğimiz
mutlu haliyle selamlamıştı.

Köşesini o gün henüz
bitirmemiş olmasına karşın Edebiyat Topluluğuyla yaklaşık bir buçuk saat
sohbet etmişti, Fatma ve Çağrı şiirler okumuştu, sorular
sormuştuk.
Üniversitemiz Güzel
Sanatlar Fakültesi Seramik Bölümü öğrencilerinin yapmış olduğu “Akdeniz
Foku” hediye etmiştik.
10 Mayıs 2008
Cumartesi günkü
“Akdeniz Barış
Gecesi”ni konuşmuş, heyecanla beklediğimizi anlatmıştık…
Bol kahkaha ve
karşılıklı teşekkürlerle ayrılmıştık Vatan’dan…

Akşam olduğunda ise NTV
stüdyolarına gelmiştik. Kıymetli gazeteci-yazar Can Dündar’ın hazırlayıp
sunduğu “Neden?” programına izleyici olacaktık.
Programı izledikten
sonra edebiyata, sanata ve en önemlisi dilimize göstermiş olduğu önemden ötürü Dündar’a
plaket sunmuştuk, sohbet etmiştik, Akdeniz Barış Gecesi’ni anlatmıştık
ve Akdeniz’de tekrar buluşma sözü almıştık.


Gün 23 Nisan 2008
Çarşamba olduğundaysa Çocuk Bayramı’nı çocuklar temsillerle geçirirken
bizse kendi aramızda ve gözlerimizdeki parıltıyla bayram ediyorduk…
Dolu dolu beş gün
geçirmiş olmanın keyfi çok çok başkaydı çünkü…
Bu ziyaretlere, bu
keyfe, bu deneyime vesile olan, destek olan teşekkür edilecek, minnettar olunacak
işte birkaç kurum ve kişi:
Akdeniz
Üniversitesi Rektörlüğü,
Sağlık, Kültür ve
Spor Daire Başkanı Adem Akyürek,
Odeon Tur,
Odeon Tur Genel
Müdürü Vahit Petek,
Marmara
Eğitimciler Derneği,
Hilmi Yavuz,
Hıncal Uluç ve
asistanı Yasemin Sayın,
Leyla Umar,
Zülfü Livaneli
ve asistanı Züleyha Ortak,
NTV çalışanları,
İstanbul rehberimiz Esra
Arzu Sevinç,
Odeon Tur Genel Müdür
Asistanı Şehnaz Atayolu,
Odeon Tur İstanbul
Koordinatörü Mehmet Bülüç,
Odeon Tur İstanbul
kaptanlarından Cengiz Türkkan,
Odeon Tur Antalya
kaptanlarından Murat Uysal, …
Çok teşekkür
ediyoruz, çok teşekkürler…
Bir başka
“İstanbul Masalı” daha anlatmak istiyoruz, bir kez daha…
İstersiniz değil
mi?
…
-Akdeniz Üniversitesi
Edebiyat Topluluğu-
iletisim@akdenizedebiyat.com
---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
Web iletişim: Önder Koca